Son yıllarda yenilenebilir enerjide görülen büyüme, bu alanda iş fırsatlarının da büyümesini beraberinde getiriyor. Sektör temsilcilerine göre, 10 yıl içinde sadece güneş enerjisi alanında 300 bin kişilik istihdam sağlanabilir.

Yenilenebilir enerji, fosil yakıtlara daha çevreci bir alternatif sunmanın yanı sıra, yeni iş fırsatlarını da beraberinde getiriyor. Son yıllarda özellikle imalat ve kurulum maliyetlerinde yaşanan önemli düşüşlere bağlı olarak hızlı bir büyüme kaydetti. Nitekim ABD’de yenilenebilir enerji sektöründe artık fosil yakıtlardan daha çok istihdam var. Hatta bir rapora göre ABD’de yalnızca güneş enerjisi, geleneksel kömür, gaz ve petrolden daha fazla insanı istihdam ediyor. Bir başka rapora göre, güneş ve rüzgar endüstrilerinin her biri, ABD ekonomisinin geri kalanından 12 kat daha hızlı bir şekilde istihdam yaratıyor. Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı’nın (IRENA) raporuna göre ise 2016’da yenilenebilir enerji sektörü dünya çapında yaklaşık 9.8 milyon kişi istihdam etti. IRENA’ya göre yenilenebilir enerji sektöründeki istihdam 2030’a gelindiğinde 24 milyon olabilir. Türkiye’de de yenilenebilir enerji istihdamda yüksek potansiyel vadediyor. Güneş enerjisi sektöründe faaliyet gösteren Tunçmatik firmasının Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Özer, “Planlananlar yapılırsa, 2030’da sadece güneşte 300 bin kişilik istihdam sağlanacağını düşünüyoruz. O zaman da güneş en büyük işveren sektör olacak” diyor.

GÜNEŞ İSTİHDAMI

Tunçmatik Yönetim Kurulu Başkanı Özer, Türkiye’de lisanssız güneş enerjisi kapasitesinin de 3 bin megavatın (MW) üzerine çıktığını ve geçen yaz çok sıcak geçmesine rağmen elektrikte hiçbir sıkıntı yaşanmadığını söyledi. Güneşe daha fazla ihtiyaç duyulacağını öne süren Özer, “Şu anda düşen ışının yaklaşık yüzde 16’sını elektriğe çevirebiliyoruz, yani verimlilik yüzde 16. Burada büyüyebilecek bir yüzde 84’lük potansiyel var. Bu yüzden, güneş bizi ciddi anlamda diğer kaynakların ithalatından kurtarabilir” diyor. Lisanslı güneş enerjisi kapasitesinde kurulu gücün bugün 23 MW olduğuna dikkat çeken Özer, “Demek ki Türkiye’de lisanssız güneş yatırımları olmasaydı güneş enerjisi 23 MW’la sınırlı kalacaktı. Türkiye çok zaman kaybetti. Oyunun ortasında kurallar değişti, bu yatırımcı açısından çok yıpratıcı oluyor. Kurallar en başta neyse öyle devam etmeli” diyor. Lisanssız güneş enerjisi santralları hayata geçirildiği sürede çok önemli bir yan ürünün ortaya çıktığının altını çizen Özer, “En başında güneş santralı projesini, hesabını ve mühendislik altyapısını bilen kadrolar vardı ama uzman ekipler yoktu. Lisanssızdaki yatırımlarla, sektör farkında olmadan bir know-how elde etti. Birçok mühendislik firması oluştu. Ayrıca, ilk yaptığımız güneş santralında komponentlerin yüzde 90’ını ithal ederken, bu oran geçen yıl yüzde 40’a düştü. Bu da yan sanayilerin bu işi öğrendiğini gösteriyor. Yani, uzmanlaşmış ekipler oluştu. Burada ciddi bir istihdam da ortaya çıktı” diyor.

40 BİN KİŞİ EKMEK YİYOR

Güneş enerjisinde şu anda 40 bin kişilik istihdam olduğunu söyleyen Özer, “2030’a gelindiğinde yalnızca güneş enerjisinde 300 bin kişiyi aşkın istihdam sağlanacağını düşünüyoruz. O zaman da güneş en büyük işveren sektör olacak” diyor. Yatırımcıların engellerle karşılaşmasına rağmen geçen yılın güneş enerjisinin en yoğun yılı olduğunu kaydeden Özer, kendilerinin de Uşak, Afyon, Elazığ, Milas, Ankara ve Mersin’de 73 milyon doları bulan yatırımı tamamladıklarını söylüyor.