ABD’nin Çin başta olmak suretiyle Avrupa Birliği ve başka ülkelerle yaşadığı ticari gerilimler global piyasalarda riziko iştahını azaltırken, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz artışları gelişmekte olan ülke merkez bankalarının da sıkı para siyaseti programını yanında getirdi.
Fed, Aralık 2015’ten bu yana 8 sefer faiz yükselişinde bulunarak, siyaset faizini yüzde 0,25’ten yüzde 2-2,25 aralığına yükseltti.
Fed’in faiz artışlarının tesiriyle gelişmekte olan ülke merkez bankalarında da faiz artışları yaşandı.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Fed’in faiz artışları, enflasyonun çift evdeki yüksek seyri ve spekülatif döviz atakları hasebiyle faiz artırdı.
Merkez Bankası 2016’dan bugüne bir hafta vadeli repo ihale faiz seviyesi olan siyaset faizini yüzde 7,50’den yüzde 24’e yükseltti.
Hem vatan dışında finansman maliyetlerinin yükselmesi hatta vatan içerisinde mevduat faizlerinin %25 düzeyine artması bankalarca kullandırılan kredi faizlerinde nihai 15 sene zirvesinin görülmesine sebep oldu.
Özellikle hükümetin izah ettiği Yeni Ekonomi Uygulama (YEP), Enflasyonla Topyekun Maç, finansal kesim ve reel sektöre yönelik tertip etmeler piyasada olumlu algılandı.
Dış politikada ABD ile Pastör Andrew Brunson üstünden yaşanan stresin ortadan kalkması da piyasalara pozitif yansıdı.
Hem ekonomik hatta dış siyaset alanlarındaki gelişmeleri Türk lirası varlıklara isteği artırırken, ülke riziko priminde de düşüş yaşandı.
TCMB bilgilerine göre bankalarca açılan kredilere yapılan çoğunluklu ortalama gereksinim kredi faizi 12 Ekim’de yüzde 39,36’ya yükselse de 19 Ekim’de 64 baz puan azalarak yüzde 38,72’ye geriledi.
Aynı dönemde yüzde 35,38’i gören ticari kredi faizleri de 106 baz puanlık düşüşle yüzde 34,32’ye indi.
Bankalarca açılan mevduatlara yapılan çoğunluklu ortalama faiz seviyesi 1 maaş vadede hudutlu düşüşle yüzde 22,89’a geriledi.
Ekonomistler, enflasyonda en kötünün geride kaldığı düşüncesinin yanında mevduat faizlerindeki geri çekilmeyle birlikte kredi faizlerinde de düşüş trendinin başlayarak olma ihtimalini açıkladı.
“Politik olarak AB ve ABD ile yakınlaşma riziko algısını aşağı indirebilir”
AA muhabirine konuya ait değerlendirmelerde tespit edilen Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Kısmı Öğretim Azası Prof.
Dr.
Burak Saltoğlu, kredilerin geri çekilmesinde iki öğenin devrede olduğunu açıkladı.
Öncelikle, TCMB’nin faiz artırmasının bütün faizlerin artacağı mananına gelmediğini anlatan Saltoğlu, TCMB’nin sert faiz artışının enflasyonda hükümlülük sinyali olarak gördüğünüz için bu hamlenin uzun vadeli faizleri aşağı indirdiğine ilgi çekti.
Saltoğlu, bununla birlikte kurun da kısmen gevşediğinin altını çizdi.
Bu iki etkinin mevduat faizlerinde hafif bir gevşeme yarattığını söyleyen Saltoğlu, “Bunun kredi faizleri üstünde pozitif tesiri oldu.
Diğer bir tesir ise 12 Ekim’de ABD ile başlayan henüz ılımlı siyasi müzakereler meydana gelmiştir.
Bu da yeniden kur ve faiz yönünden üstünlük sağlamıştır.
Uzun vadeli faizlerin aşağı inişi ve kurun oranla henüz istikrara kavuşması bu siyasi atılım ile ilişkilendirilebilir.” şeklinde konuştu.
Burak Saltoğlu, kredi faizlerinde düşüşün devamının çoğu faktöre bağlı olduğunu açıkladı.
Öncelikle enflasyonun sene sonu haysiyetiyle yüzde 24’leri aşmamasının oldukça önemli olduğunu altını çizen Saltoğlu, “Enflasyonun YEP’te amaçlanan yüzde 20’lere ne kadar yaklaşırsa o kadar kredibilite yaratır.
Diğer bir yandan siyasi olarak AB ve ABD ile yakınlaşma riziko algısını aşağı indirebilir.
Bütçe gerçekleşmeleri de önemle takip edilecektir.
Son şeklinde de erken tercih belirsizliğinin ortadan kalkması ertesi nisan-mayıs ertesi enflasyonda azalma kredi faizlerini yeniden henüz iş yapabilir civarlara doğru çekebilir.
Ama ileriki 3-4 ay defa sert hareket olmayabilir.” ifadelerini kullandı.
“Risk primindeki düşüş faizleri geriletti”
Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Ekonomi Kısmı Dr.
Öğretim Azası Halis Kıral da Merkez Bankası’nın bankalarca açılan kredilere yapılan çoğunluklu ortalama faiz oranlarını duyurduğu data setini baz alarak oluşturdukları grafik ele alındığında bilhassa gereksinim, taşıt ve ticari kredilerde 12-19 Ekim tarihleri arasındaki oransal bazda bir parça gerilemeyi gözlemlediklerini ifade etti.
Ağırlıklı ortalama faiz oranlarındaki bu gerilemenin en ehemmiyetli nedenlerinden bir tanesinin ülke riziko priminin lider göstergelerinden birisi olan ve kısaca ülke borcunun ödenmemesi halinde sigorta maliyetini gösteren “Kredi Temerrüd Değiş tokuş (CDS)” primlerinde görülen iyileşme olduğunu bildiren Kıral, ABD ile yaşanan rahip Brunson krizi ertesi nihai iki maaş dönemde 566 puana kadar çıkan CDS priminin rahip krizinin aşılmasının sonrasında 379 puana kadar gerilediğine ilgi çekti.
Kıral, CDS primindeki düşüşün TL’nin dolar karşısında kıymet kazanmasıyla da paralellik gösterdiğini söyledi.
Bu noktada, CDS primindeki düşüşün sürmesi için Amerika-Türkiye arasındaki ilişkilerin normalleşme sürecinin kesintiye uğramaması gerekliliğini düşünen Kıral, şunları kaydetti:
“Bir farklı ehemmiyetli sebep hükümet doğrulusunda hazırlanan Yeni Ekonomik Program’da (YEP) bulunan makro tahminlerin yerli ve ecnebi yatırımcılar doğrulusunda büyük oranda gerçekçi bulunmasıdır.
Bu noktada, çoğunluklu ortalama faiz oranlarının düşüş trendinin önündeki en devasa riziko enflasyon beklentilerindeki bozulmadır.
Söz hususu bozulmaya rağmen, hükümetimizin programa başladığı enflasyonla maç programı ehemmiyetli bir vasıta olup, gelişen dönemde mevzubahis uygulamanın neticelerini takip ediyor olacağız.”
Halis Kıral, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz artırmaya sürmesi ve jeopolitik gelişmelerin de faiz oranlarının aşağı gelmesinde bariyer oluşturduğunu açıkladı.
“Kredi faizlerinde düşüş bir müddet henüz devam edebilir”
QNB Finansinvest Başekonomisti Burak Kanlı ise Amerikalı Pastör Andrew Brunson’un serbest bırakılmasıyla beraber ABD ile ilişkilerde azalan stresin pazara devasa bir deşarj olma getirdiğini ifade etti.
Bu çerçevede Türk lirasının sert biçimde kıymet kazandığını ve devasa bir belirsizliğin de ortadan kalktığını bildiren Kanlı, ayrı olarak enflasyonda en kötünün geride kaldığı düşüncesinin de piyasada ağırlık kazandığını söyledi.
Kanlı, bunun tahvil faizlerine bulunduğu gibi kredi faizlerine de henüz hudutlu olmakla beraber yansımasının bekleneceğini dile getirdi.
Bu düşüşün bir müddet henüz devam edebileceğini ön görü eden Kanlı, şunları kaydetti:
“Ancak enflasyonda bariz bir düşüş görene kadar kredi faizlerinde aşağı yönün hudutlu olduğuna inanıyorum.
Bankaların kaynak yaratmakta zorlanması da kredi faizlerinin düşmesinin önünde mani teşkil ediyor.